kpss 2011

Ağustos 2, 2011

9 Temmuz 2011 de yapılan sınavın ardından erken gerçekleşmesi sebebiyle sürpriz bir sınav sonucu acıklaması olmuştu.(sınavdan 20 gün sonra)
Bu gün de sınav sonuçları ile ne kadar atama kontenjanı olduğu bildirildi.
11,540. 2011 yılı Ağustos döneminde; 2010 ve 2011 KPSS sonuçlarına göre 11.544 kadrolu öğretmen ataması yapılacak.
9 temmuzda yayınlanacak kılavuzda da taban puanlar ve her branştan kaç öğretmenin atanacağı belirlenecek. Tercih süresi ise 18-24 Temmuz olarak acıklandı. Atamaların yapılması ve sonuçların basın ve internet yoluyla duyurulması da 26 Ağustos 2011 tarihinde gerçekleştirilecektir.
Yeni atanan 11.540 yeni öğretmen 5 Eylülde görevlerine başlayacak.
http://www.gazete5.com/haber/ogretmen-atamalari-26-agustosta-yapilacak-son-dakika-osym-2011-127345.htm

Ankara’da Elektrik Kesintisi

Mayıs 27, 2010

28 Mayıs Cuma Günü Başkent Elektrik’in yapacağı onarım ve bakım çalışmaları nedeniyle Ankara‘da bazı bölgelerde elektrik kesintisi yaşanacağı dün saat 18.00 itibariyle açıklandı. Elektrik verilmeyecek bölgeler şöyle:
Çankaya’da 09.00-12.00 saatleri arasında, Ziya Gökalp Caddesi’nin bir kısmı, Mithatpaşa, Libya, Selanik ve Sakarya caddeleri, Bağlar Caddesi’nin bir kısmı, İncesu, Mahmut Esat Bozkurt, Bülbülderesi Caddeleri, Meşrutiyet Caddesi, Yaprak, Sağlık, Akyüz sokaklar; 09.00-17.00 saatleri arasında ise Atatürk Bulvarı’nın bir kısmı, Akay Caddesi ve Tunus Caddesi’nin bir kısmı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, İnönü Bulvarı’nın bir kısmı, Devlet Mahallesi, Genelkurmay Basımevi, Bahçelievler 15. Sokak, Deneme Lisesi, DSİ Genel Müdürlüğü, DMO Genel Müdürlüğü, Mızıka Okulu, Harp Okulu Isı Santrali, Eski Bina, Cumhuriyet Sitesi, Yüzme Okulu, Buz Pateni Tesisleri, Jusmat Karargah Bölüğü, Kirazlıdere İnşaat Taburu, Ayrancı Tavuskuşu, Gökdere, Kuzgun ve Yaylagül sokaklar ile Güvenlik Caddesi’nin bir kısmı. Sincan’da 09.00-17.00 saatleri arasında, Akşemsettin ve İstasyon mahalleleri, Oba, Levent, Derya, Çengel, 204, Eğri, Martı, Erk, 207, Erda, Feridun, Erdal, Emlak, Erkut, Erman, Erkan, Edip, Bahçe ve Plevne Sokak’ın bir kısmı ile Fırat, Polatlı ve Ayaş caddelerinin bir kısmı. Kızılcahamam’da 11.00-12.30 saatleri arasında, İsmet Paşa Mahallesi TOKİ Blokları. Polatlı’da 09.00-17.30 saatleri arasında, Yeni Mahalle, Barbaros, Mevlana, Sancak, Selimiye ve Pazarcık caddelerinin bir kısmı, Uçak, Ermiş, Besi, Yaprak, Kiremit, Bey, Erdoğan, Canbaz, Hancı, Aksakal, Nihan, Koza ve Akan sokaklar, Kara Mustafa Caddesi’nin bir kısmı ile Ors Rulman Evleri. (CAN-ARD) – ANKARA

KÖK HÜCRE VE ORGAN NAKLİ BİRARADA

Mayıs 27, 2010


Bu gelişmeyle kök hücre konusunda önemli bir uygulamaya daha imza atılmış bulunuyor. Doktorlar, ince bağırsağı nakledip vücudun eşzamanlı itirazını önlemek için küçük kızın kendi hücrelerinden alınan kök hücreleri Trabzon’daki Kök Hücre Labaratuvarı’na gönderip ameliyata hazır hale getirmişler. Ve nakli gerçekleştirmişler. Bu özelliğiyle kök hücre çalışmalarında bu uygulama bir ilk.Yazının üstüne tıklayıp haberi okuyup videoyu seyredebilirsiniz.
İşte ekiptekiler :

ORGAN Nakli Merkezi Sorumlu Hekimi Opr. Dr. Cezmi Karaca, Opr. Dr. Selçuk Kılınç, Opr. Dr. Murat Doğan, Opr. Dr. Eyüp Kebapçı, Opr. Dr. Mustafa Ölmez, Opr. Dr. Cem Tuğmen, Opr. Dr. Cem Tuğmen, Opr. Dr. Özgür Kırdök. Pediatrik Gasteroenterologlar Uzm. Dr. Sezin Akman ve Maşallah Baran, organ nakil koordinatörleri Uzm. Dr. Fatih Akman ve hemşire İmren Özbek, hemşireler Özgül Saydam, Hatice Dokuyucu, Selçuk Özkan, Ecmel doğan, Özlem Torlak.

Sansür

Haziran 27, 2009

Sansür bilgiye ulaşmada önümüze çıkan bir otorite keyfiyetinden başka bir şey değildir. Her insan hangi bilgiye ulaşmak istiyorsa ona ulaşabilmelidir ve bunun kararını kişi kendisi verebilmelidir; baskı ve kısıtlama değil.
‘Sansüre HAYIR’ diye bir kampanya var ve birçok sitenin erişiminin engellenmesine karşı bir oluşum. Ekşi Sözlük de bu kısıtlamanın kurbanlarından birisi… Tıklayıp destek verebilirsiniz.
ekşisözlük

Neda

Haziran 22, 2009

neda

Adı Neda.

İran da seçimler sonrası başlayan isyanda bir eylemci…

Felsefe öğrencisi…

Özgürlük yazıyor pankartında, özgürlük istiyor halkı için,özgürlük çağrısı o..

Vuruluyor devletin beslediği kokuşmuş adi bir besiç tarafından,düşüyor,gözleri kayıyor ve babasının kollarında ölümsüz oluyor.

Alexis.Carlo, ve daha nice devlet eliyle öldürülen yiğit insanlardan o.

Cenazesi yasaklandı,naaşına devlet el koydu..

O bildiğimiz sadece biri,daha kaç tane onun gibi özgürlük şehidi var bilmiyoruz.

Aşağıdaki video yu izleyin izlettirin, ‘koptum ya çok komik,yarıldım,mutlaka izle’ gibi saçmalıklara verdiğiniz zamanın 2 dakikasını bu video ya verin.Bir genç kızın devlet terörüyle yok edilmesini izleyin, mideniz kaldırmasada izleyin,insanlığa sürülen bu lekeyi ,akan kanları, gözyaşlarıyla silemeyeceğimiz bu lekeyi gorun,Neda nın değil insanlığın ölümünü görün…

http://www.facebook.com/video/video.php?v=1149602027692

Babalar Günü!

Haziran 21, 2009

Bugün babalar günü…Babalar günü, her yıl, haziranın 3. pazar günü kutlanır ve bu gün, 2009 yılında Haziranın 21′ine denk gelir.
Babalarımız ister yanımızda, isterse çok uzaklarda olsun, her zaman bizim dayanağımız ve içimizdeki gücün başlangıcı olmuşlardır…O yeri geldiğinde sıcak bir eldir uzanan rüyalara ve uzakların vakti geldiğinde şefkatli bir köprüdür dünyanın acımasız soğukluğuna. Bir kız için dünyadaki ilk farklı yaratık, bir oğlan içinse dünyadaki ilk örnektir. Yakınlarda çıkan en ufak fırtınada, ardına düşünmeden saklanabileceğimiz bu sayede zamanla ardına saklanılacak olana dönüşmeyi öğretendir. Zorluklar karşısında dik durabilmeyi, onurlu ve dürüst olmayı, hakkını aramayı, doğru bilineni savunmayı, iyiliği, dostluğu, insan olmanın ayırdına vardıran onca güzelliği keşfedip yaşamanın zevkini öğreten sevgili hayat yoldaşları ‘anne-baba’ nın ayrılmaz parçasıdır; baba. Yıllar eskitemez onu, yollar da… Ve çekilen sıkıntılar yıpratmaz onu hiç…Hiçbir zaman uzak olmaz; yıllar sonrasına da rast gelse buluşma vakti hiç yaşlanmamıştır o…Aynı babam işte dersin…Tıpkı elimden tutmuş, bana tarlalarda bitkileri öğretirken baktığı gibi bakıyor ve tıpkı o zaman güldüğü gibi gülüyor gözleri…Hiç değişmeyen sıcacık bir sevgi öyküsüsün BABAM benim!!!
Tüm gerçekliğiyle her zaman ruhumuzu saran babalarımızın BABALAR Günü Kutlu Olsun Efendim:D
_+Necmiye Koca+_ baba
babalar002it3

SINAV SINAV SINAV

Haziran 14, 2009

               Bugün ÖSS yapıldı ve yaklaşım bir buçuk milyon insan bu sınava girdi. Peki, şimdi ne olacak? Üzülenler, sevinenler, arada kalanlar… Ben bu sınava 2 yıl önce girdim ve istediğim bölüme ve üniversiteye yerleştim. Peki, şimdi bu sınavdan çıkan arkadaşlarım için ne düşünüyorum?

                Oturdum bilgisayarın başına hem müzik dinliyor hem de yazımı yazıyorum. Belki de “senin tuzun kuru” diyorsunuz benim için. Şöyle bir düşündüm de hiç de tuzum kuru değilmiş. Hayatımda ÖSS dahil hiç bu kadar ders çalıştığım günler olmadı. Üniversite vizeleri, finalleri derken yılda 4 kez bu stresi haftalarca yaşamak zorunda kalıyorum. Yani iş üniversiteyi kazanmakla olmuyor. Yıllardan beri bizi strese sokan sınavlar sanırım bitecek gibi de görünmüyor. Bu da bizleri hayattan kopartıp asosyal bireyler olmamız yoluna sokuyor.

                Bu yazımı okuyan herkese bir tavsiyem var. Arkadaşlar hayatınızı okula endekslemeyin. Mutlaka bunlar dışında en az bir hobiniz olsun. Hobileri olan insanlar hayata daha sıkı bağlanırlar ve hayatı daha fazla severler. Önlerindeki engelleri daha kolay aşarlar. Belki de bir gün zorlanarak girdiğiniz üniversiteden ayrılıp hobileriniz yolunda ilerleyerek bir meslek sahibi olursunuz. Tabi üniversiteyi bırakmak zorunda değilsiniz.  Okumasam hiç bir şey olamam demeyin. Mutlaka bir iş sahibi olursunuz ama istediğiniz bir iş olur mu bilemem. Bu durum üniversite mezunları için de geçerli. İstediğim iş mi? diye mutlaka sorarsınız kendinize.

               Bizleri zorla sınavlar yoluna iten sisteme ne kadar isyan etsek de boş. Çünkü buna zamanımız yok. Yapmamız gereken şey önce sakin bir zamanda oturup düşünmek. Bizlere dayatılan bu sınavlarla dolu yolda ilerlemek için çözüm yolları aramak. Hayatımızı yönlendirecek kritik yolları öğrenmek ve bu yollarda emin adımlarla ilerlemek için elimizden geleni yapmak zorundayız. Ancak hiçbir zaman bu yollarda ilerlerken asosyal olmayı tercih etmeyin. Yapmak istediğiniz bütün sosyal faaliyetlere katılın. Deli gibi sadece sınavlara çalışan insanlardan olmayın. Sadece çoktan seçmeliden bir sonuç çıkaran insanlar değil de her zaman söyleyecek sözleri olan aklı başında ve çok seçenekli insanlar olun. Üniversite hayallerim gelecek yıla kaldı diyenler de sakın üzülmeyin. Adımınızı daha sağlam atmak için sizlerin bir yılı daha var. Bu bir yılı avantaja dönüştürün. Kendinizi paralamayın. Siz hayatın değil hayat sizin parçanız olsun.

               Hoşça kalın.

…aLpEr…

Yaz Geldi…

Haziran 7, 2009

Artan sıcaklıklar yazın geldiğinin habercisi gibi görünüyor. İhtiyaçlar diye adlandırdığımız şeylerin listesinin uzadığı aylar, yaz ayları…Farkında olmadan her yaz aslında ihtiyacımız olmayan bir çok şey tüketiyoruz. Deniz çantası ve içine doldurulan o kremler, tonikler vs. bunların ilk grubu. Bitkisel ve daha sağlıklı onca yolu var güneşten korunmanın ama biz belki üşenmekten belki de bilmemekten doğaldan uzaklaşıyoruz her geçen gün. Tüketmek yaşamımızın odağı haline geliyor. Bu yaşamın anlamını ve zevkini yitirmemize yol açıyor. Üstelik dengesiz bir döngü oluşuyor. Kimi açlıktan ölürken kimi bolluktan ölüyor.(Dengesiz beslenmenin yol açtığı hastalıklar) Buna engel olmak ya da biraz olsun yavaşlatmak için kendimize gelip gereksiz tüm bağımlılıklarımızdan kurtulalım.2gif_yoksul

21 HAZİRAN DÜNYA ALS / MND GÜNÜ

Haziran 7, 2009

21haziranDünyada yaklaşık 100 binden fazla ALS’ye tutulmuş insan yaşıyor. 21 Haziran Dünya ALS/MND günü (Global Day) olarak kabul ediliyor. Hastalık Amiyotrofik Lateral Skleroz, ya da Motor Nöron Hastalığı adları ile anılmakta. İçerisinde bulunduğumuz bu ayın 21. günü Dünya ALS/MNH Günü olarak anılıyor. Kısa bir hatırlatma yapayım dedim. Bu günün, hastalığın daha çok kişi tarafından öğrenilmesi ve tedaviye yönelik daha fazla çalışma yapılması ve bu güne dek yapılmış yenilik ve destek tedavilerin öğrenilmesi açısından bir araç olarak kullanılabileceğini düşünüyorum. Bu durum zaten dünya çapında bir örgüt olan World Alliance of ALS/MND Associations tarafından da belirtilmiş durumda.

Cüzam Nedir?

Mayıs 20, 2009

Cüzam Nedir

Prof. Dr. Türkan Saylan 18.05.2009’da aramızdan ayrıldı; her ne kadar hala eserleriyle ve çalışmalarıyla yolumuza ışık tutsa da… Yaşamının çok boyutluluğunu tartışmak yersiz. O hem bir doktor, hem bir çağdaş yaşam savaşçısı, hem örnek bir kadın hem de anneydi.Doktor olarak en çok üzerinde durduğu konu -Türkiye’deki mücadelede öncüdür- cüzamdı. Tıptaki adıyla lepra…Peki cüzam nedir ve nasıl bir hastalıktır?

Cüzam Nedir?

1876′da Norveçli bilim adamı Armauer Hansen tarafından keşfedilen lepra basili (=Hansen Basili veya Mycobacterium Leprae) tarafından oluşturulan öncelikle, deri ve siniri tutarak belirtilerini gösteren kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır.Tıpta Lepra adıyla anılır.

HERKES CÜZAM HASTALIĞINA YAKALANIR MI?

Lepra hastalığını yapan basile karşı insanların pek çoğunda doğal bir bağışıklık hali vardır. “Hücresel immunite” nedeniyle oluşan bu bağışıklık hali insanlara kendinden önceki soylardan gelen bir özelliktir. Bu insanlar lepra basilini almış olsalar da, vücut dirençleri basili yok edeceği için hastalık ortaya çıkmayacaktır. Bu bağışıklık halini ölmüş lepra basilleriyle yapılan Lepromin Testi (Mitsuda Testi) ile anlamak mümkündür. Ancak çok az oranda insanda bu doğal direnç hali kendinden önceki soylarından onlara geçmez. Bu kişiler daha çok lepralı hastaların yakınlarıdır. Eğer bu dirençsiz kişilerin yakın çevrelerinde (aile fertleri içinde) halen dışarıya lepra basili çıkaran tedavisiz bir lepralı hasta varsa ve bu kişiyle uzun süreli ve yakın teması olmuşsa bunun sonucu olarak damlacık yoluyla alacakları çok sayıdaki lepra basili nedeniyle hastalığa yakalanabilirler. Bulaşma genellikle aynı aile içindeki büyüklerden 10-11 yaşına kadar olan çocuklara yönelik olarak ortaya çıkmaktadır.

HASTALIK BELİRTİLERİ HEMEN ORTAYA ÇIKAR MI?

Birçok hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da bir kuluçka dönemi vardır. Yani belirtiler mikrop vücuda girdikten hemen sonra ortaya çıkmaz. Lepra hastalığında etken vücuda alındıktan 2-7 yıl sonra ilk klinik belirtiler ortaya çıkar. Kuluçka süresinin değişken ve uzun olması tanı koymayı güçleştirmektedir.

LEPRA HASTALIGININ KAC TIPI VARDIR?

Lepra hastalığının temel olarak iki klinik tipi vardır. Bu klinik tipler yine kişinin, hastalık etkenine karşı mevcut olan vücut direnciyle belirlenir. Direncin hiç olmadığı kişilerde basil kolaylıkla çevresel sinirlerin kılıflarını(myelin kılıf) oluşturan Schwann Hücrelerine ulaşıp yerleşerek buralarda çoğalırlar. Bu klinik tipe LEPROMATÖZ LEPRA denir.

Lepra hastalığının ikinci tipi vücut direnci sağlıklı insanlarla karşılaştırıldığında daha az olsa da yine de bulunan kişilerde ortaya çıkar ve TÜBERKÜLOİD LEPRA adını alır. Bu tipte az da olsa bulunan direnç hali nedeniyle hastalık vücudun bir bölümüne hapsedilmiş gibidir. Yani belirtiler sadece bir bölgede görülür. Aynı şekilde sinir hasarları da daha az yere yayılmış olacaktır.

Bağışıklık hali bu iki lepra tipinin arasında olan kişilerde bir ara klinik form oluşur. Buna genel olarak BORDERLİNE LEPRA adını alır. Ancak bu tip lepra kendisi farklı bir klinik tip olarak algılanmamalıdır. Çünkü genellikle iki ana tipten birisine benzer klinik bulgularla karşılaşılır. Bu nedenle bu formadaki lepra hastalarının klinik tanıları “BORDERLİNE LEPROMATÖZ LEPRA” ya da “BORDERLİNE TÜBERKÜLOİD LEPRA” adını alır.
Bilimsel içerik alıntı yeri:www.cuzzam.org.tr/cuzzam.htm Edited by:Necmiye Koca

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.